Kullanılabilir Bonus Miktarında Rakamsal Hassasiyet

Perşembe, Haziran 04, 2009 | | 0 Yorum
Bukalemun Rock

Sevgili dostlar uzun zamandır yazamıyordum çünkü oldukça yoğundum. Projeler filan fıstık. Proje dediysem okul projeleri.
Bukalemun Rock grubunu sizlerle tanıştırmak isterim. Teaser kaydını-düzenlemesini bitirmek baya zahmetli ve uzun bir işti. Umarım beğeneceğiniz bir iş çıkarmışızdır.
Teaserı dinlemek için : Bukalemun Rock Teaser
Pazar, Mayıs 24, 2009 | | 0 Yorum
"and i miss you like the deserts miss the rain"
Eskimeyen Everything But The Girl - Missing şarkısının orjinal versiyonu daima mükemmeldir. Fakat şimdiye kadar bir çok kez yeniden düzenlemesi yapıldı. Şimdi de Patrick Walker düzenlemesini dinlemek isterseniz, karşınızda :
Cumartesi, Mayıs 02, 2009 | | 0 Yorum
Biraz Denizlice Konuşalım Mı ?
Beş yıldır Denizli'deyim Egeli olmamdan dolayı pek yadırgamadım Denizli ağzını, çünkü Egenin her yöresinin birbirine yakın ama bir okadar da kendine has konuşma şekilleri vardır. Fakat Denizli ağzı/şivesi bu konuda efsaneymiş. En güzel örneklerine de şuradan ulaşmak mümkün : beni bak biyo!

İstanbul'da üniversite öğrencisi arkadaşımın arkadaşının arkadaşı bi eleman öğrencilik hayatını 3 kızla aynı evde kalarak geçirmektedir. Artık durum böyle olunca çekinme utanma yoktur. Kızlar salonda filan üstbaş değiştirmekte ev içinde rahat davranmaktadırlar. Birgün kızlardan birinin annesi (Tavaslı deyze) ziyarete gelir. Elemanla salonda oturup televizyon izlemektedirler. Kızlar dışarı çıkmak için hazırlanırken, işte üstlerinde sütyen senin gömlek nerde şunu tutuversene şunu takıver filan diye alelacele koşuşturmaktalar. Bizim elemanın da gözü kayıvermiş. Tavaslı deyze elemanın omzunu delercesine işaret parmağı darbeleri atarak:
-Hişşt beni bak! Sen bu gızları bakıp bakıp avkıleyon mu? ( eliyle de yamuk bi şekilde sıvazlama hareketi yapıyordur.)
Pazartesi, Nisan 27, 2009 | | 0 Yorum
Koşarak Uzaklaştım Gölgemden
Eğer bir kız size kadın olmaktan bahsediyorsa ondan koşarak uzaklaşın. Sizin içinizi kaplayan tüm çocukluğu tam ensenizden, beyninizin bitim noktasından içine çekip dışarı kusmak istiyordur. Tüm hayalleriniz, tüm hayat sevinciniz uçup gidecektir. Eğer bir kız size büyümekten bahsediyorsa, topuklarınız vursun kıçınıza, Şener Şen kıskansın koşmanızı, İbrahim Üzülmez alkışlasın deparınızı.
Eğer bir kız sana kadının olayım diyorsa sanma ki bu iyi birşey. Sen ona çocuk geliyorsundur, saçma hayaller peşinde koşan, parası içeceği biraya endekslenmiş bir serseriden başkası değilsindir. Kendini böyle tanımlayınca gerçeklerle yüzleşmişmi oluyorsun. Gerçeklerin hepsine sokayım. Gerçek eğer güç=para=hatun ise ben böyle gerçeğin harbiden içine sıçayım diyesi geliyor insanın. Fakat dost acı söyler, gerçek bu.
Kızlar aşka, kadınlar güce tapar. Bu aşka tapma süresi çok kısa bir zaman dilimidir genellersek.
Peki bu kadar konuştun erkekler neye tapar ulan? derseniz. Erkekler kadına tapar. Tüm hırsları, kariyer zırvaları, para-araba-kat-yat istekleri istedikleri kadın/kadınları elde etmek içindir. Piramidin en üstünde kadınlar vardır. Ve eğer bir kız kızlıktan kadınlığa geçmek istiyorsa piramidi oluşturan 3 tonluk taş kütlelerini tek elinle kaldırsan fayda etmez. Senin o piramidin yapılma sebebi firavun olman gerekir o kız için. Bu zordur evet. O kız kadınlığa geçtiğinde firavununu arar,eler de eler,elekten geçenler firavunun köleleri olurlar. Biz erkekler elbet birgün firavun oluruz ama köle olmadan da firavun olunmuyor be kardeş.
Elelesindir, o seni tanımlıyordur, sen de onu. Gölgendir, gölgesi olmuşsundur ama bunlar firavunun zayıf yönleridir ve sen bunların hepsini barındırırsın kendinde. Birgün evrenin en büyük formülü 4S kuralı uygulamaya konur. Sen elenir, elekten geçersin, düştüğün yer piramidin sonudur. Büyürsün büyürsün ve 3 tonluk taşa dönüşürsün. Artık sevdiğin kadının firavununun kölesi belki de kölesinin kullandığı taş bloksundur kim bilir?
Pazar, Nisan 19, 2009 | | 0 Yorum
Gökkuşağı
Cuma, Nisan 17, 2009 | | 0 Yorum
Herşeyi almışsın ama bak bunlar kalmış...
''Her yeri boyamışsın, çok güzel, ama burada biraz kan kalmış, zincir kalmış, kırbaç kalmış. Sahneye çıkan hayvanların büyük uzantılarıyla ayaktasın, çok güzel, ama burada biraz aşk kalmış. Sana dokunduğum günlerde bana 'sevgilim' derdin, şimdi '****' diyormuşsun, çok güzel, ama burada biraz sonbahar kalmış, ihanet kalmış, bencillik kalmış. Korkunç yolculuklar planlardık insanlardan uzağa. Ellerimizi bırakıp, ayaklarımızı bırakıp gidecektik, çok güzel, ama burada benim çocuksu saflığım kalmış, aptallığım kalmış, düşlerim kalmış. Bu gece benim için en iri şeyi ağzına al! Evrendeki en iri şeyi : adımı! ve sonra tükür onu havaya, altına geç ve bekle. Çok güzel!ama burada biraz herşeye rağmen hala benim sana hasretim, benim senin göğsünü yumruklaya yumruklaya ağlayışım,benim...benim senin bana hediyen lök gibi yalnızlığım kalmış!..''
Küçük İskender
**** yerine karşı cinsten gelen küfür niteliğinde sıfat konulabilir. Filling or feeling the blanks? Bilemedim.
Nokta sonu şarkısı : Duman - Dibine kadar
Pazar, Nisan 12, 2009 | | 0 Yorum
Hüseyin Altın ile Altın Oran

Altın Oranın doğada bir çok canlıda bulunduğu,insanların bunu içgüdüsel ya da tesadüfi bulup en güzel tasarımlarda uyguladığını biliyoruz. Altın oranla ilgili bir çok döküman mevcut, araştırmak da eğlenceli. Fakat bu yazıda konu yakın da olsa farklı.
Yukarıdaki fotoğrafta altın oran belki de platin oranı görmek mümkün. Gördüğünüz üzere alındaki saç başlangıcı, favoriler, kaşlar, bıyıklar paralel. Sanki yaratılırken F8 tuşu açık Autocad programı kullanılmış. Hüseyin Altın abimize ait bu fotoğraf gerçekten bizlere herşeyde mutlak bir oranın olduğunu ispat etmiyor da ne ediyor a dostlar?
Nokta sonu şarkısı : Gökhan Özen - Herşeyde biraz sen varsın (şaka lan şaka)
Cuma, Nisan 03, 2009 | | 0 Yorum
Niyet ettim...

Bunu benim gibi ilk defa gören şanssız arkadaşlar varsa,evet şimdiye kadar yanlış yoldaymışız.
Derhal kendimize çeki düzen verelim.
Seksten soğudum lan!
Çarşamba, Mart 25, 2009 | | 1 Yorum
Sonu Gelmeyen Hikayeler

Bu nadide eser şuan yorumlar yolu ile oluşturulmakta ve okunmaktadır.
Sağ Alttaki "Yorum" a ya da Resme tıklayınız efenim.
Nokta sonu şarkısı : Kings of Convenience - Know How
Çarşamba, Mart 18, 2009 | | 9 Yorum
Okyanusta DEV Olmak

Dünya büyük arkadaş. Yan tarafta gördüğümüz mavi (gök) balina dünya üzerinde görülmüş en büyük canlı diye tanımlanıyor.
Yani en büyük dinazor filan hikaye. Keşfedilmiş en büyük dinazorun 3 katıymış.
Şimdi ben resme baktığımda veya biraz araştırdığımda büyüklükleri kafamda canlandıramadım. Zaten yuvarlak içine alınmış şeyi kafanda canlandırma birader dediğinizi duyar gibiyim. O görünen şey 2,5 metre imiş.
Biraz daha uzunluklardan bahsedecek olursak; 30-45 m arasında değişen boyları ile 250-400 ton ağırlığa ulaşabiliyorlar kendileri. Şimdi böyle çarpıcı gelmedi, bir de şöyle ele alalım:
* Bir mavi balinanın dili üzerinde 50 insan ayakta durabilir.
* 150 tonluk bir mavi balinanın kalbi 450 kg'dır ve aort damarının içinde bir bebek emekleyebilir.
* Akciğer kapasitesi 5000 litredir.
* Cinsel ilişki esnasında yaklaşık 1500 litre sperm salar etrafa. ( Tamamı dişide kalmıyormuş. )
* En gürültücü hayvandır. ( 180 db, uçak sesinden fazla )
Şimdi nerden çıktı bu mavi balina sevdası derseniz, uyandığımda tv açık ve National Geographic kanalında da bu devler hakkında belgesel vardı. Gerçekten büyükler ama bu dünyada onlara bile fazla fazla yer var. Biz insanlar hala sığışamıyoruz olduğumuz yere. Dev mavi balinaların ise nesli tükenmekte. Oysa çok nadir görünüp kendi hallerine yaşıyolar. Tek yedikleri şey küçük küçük karidesler ve başka hiçbir canlıya zararları yok. Ne diyim, harbiden büyükmüşsün mavi balina.
Kaynak: Wikipedia
Nokta sonu şarkısı : Duman - Helal olsun
Salı, Mart 17, 2009 | | 1 Yorum
DOĞUM GÜNÜ
Önsöz: Tarihin gölgesinde kalmış,ölümsüz kahraman kolonkirisbirlesimi'ne...Nice mutlu yıllara gülüm...
Ne kadar garip bi gün değil mi? kendimizi adeta sadece o günde özel hissedebiliyoruz.Moralinizi bozmak istemem ama ufak bi hesaplamayla o günde bile kendimizi özel hissedemiyor olmamızın üzerinde durmak istiyorum.Şuan dünyadaki insan sayısını 365 güne böldüğümüzde doğumgünümüzde kaç kişinin bizimle aynı gün doğduğunu bulabiliriz.
gerekli araç ve gereçler:
-şuan dünyadaki insan sayısı--> 6.926.573.945
-gün sayısı--> 365
-siz--> 1
-1 adet bölme işlemi
-1 adet çıkarma işlemi.
6.926.573.945 : 365 = 18.976.914 küsur --> dünyada aynı gün doğan insan sayısı
18.976.914 - 1 = 18.976.913 --> sizin haricinizde kendini doğduğu gün özel sanan insan sayısı.
Bir de doğum gününde gelen tebrik mesajları vardır ki onu hiç mi hiç anlayamamışımdır.Kardeşim beni niye kutluyosunuz.Ortada bi başarı varsa annemle babama aittir.
Neyse bu kadar ezme yeter,doğum gününüzde kendinizi özel hissedin diye efenim:
http://www.hediyedenizi.com/DogumGunu/dogum_gunu.php
Doğum günü nokta sonu şarkısı: Happy birthday to you (söz-müzik: Anonim)
Cuma, Mart 13, 2009 | | 1 Yorum
Homojenize Yoğurt Kaplarının Hayatımızdaki Yeri

Züccaciye işindekiler kızmasınlar ama ev hanımlarından tutun oyuncağı olmayan fakir çocuklara kadar birçok alanda kendini ispatlamış yoğurt kaplarının yerini hiç bir saklama kabı tutamaz.
Mesela ben yoğurt kabının kapağıyla Milas-İzmir,Milas-Ankara arası ve hatta sınırları aşarak kıtalar arası seferler gerçekleştirmişimdir.En ergonomik, en hıza duyarlı ve en keskin virajların korkulu rüyası bir direksiyondur yoğurt kabı kapağı. Ünlü otomobil markalarının direksiyon tasarımları bile sürücüye o rahatlığı yaşatamaz.
Ve ev hanımları için en ekonomik,en eşi bulunmaz saklama kabı-çıkın görevini başarıyla yerine getirir. O kadar önemlidir ki anneniz kaybettiniz diye size bozuk atabilir, börek yerine kolay (mayasız) poaça yapabilir.
Önemlidir,kimi zaman candır homojenize yoğurt kapları. Büyük-küçük ayırdedilmeden mutfak dolabında en güvenli rafa saklanmalı, gerekmedikçe kullanılmamalıdır.
Nokta sonu şarkısı : Ezginin Günlüğü - İlk aşk
Çarşamba, Mart 11, 2009 | | 0 Yorum
Buraya çişini yapan Eşek'tir!
bu yazıları okuyup ta aklından gecen seyleri klavyeye dökmeyenlere verilen ad gibi bişi heralde...
Nokta sonu şarkısı : Barış Manço - Arkadaşım E,arkadaşım ŞEK,arkadaşım EŞEK
Salı, Mart 10, 2009 | | 0 Yorum
depresif depremler depreşirler bazen...
küçük küçük depremlerle* büyümüşüz. herkesin olmasa da çoğumuzun büyük depremi/depremleri olmuştur.
büyük depremler geçiyor,atlatılıyor fakat artçılarının süresi ve şiddeti belli olmuyor.
seni bilmiyorum ama ben, artçı şokların deprem çantası ve çelik bir kasa ile büyük depremlerden korunmam gerektiğini anlatan işaretler olduğunu düşünürdüm.
fakat bir dahaki büyük depremde hazırlıklı olup çelik kasaya girsen de deprem olacak. çelik kasadan çıktığında heryer yine harabe.
demekki neymiş?
deprem ile olacaksan sersem,etme lakırdı
artçıların sebebi şahsiyetlerin alayı madafakırdı
*iş bu benzetme şu sıralar sık sık tekrarlanan ufak şiddetli sallantılardan ötürü yapılmıştır.
Nokta sonu şarkısı : Malt - Deprem
Pazartesi, Mart 02, 2009 | | 3 Yorum
varım varsın varız varlar...
çok karışık olmakla birlikte hiç de karışık olmamakla birlikte hiçbi yerde okumadan kafamda ürettiğim bir fikrin bir akım olduğunu farkettiğimde şaşırmıştım.
--insanlar>dünya>güneş sistemi>samanyolu galaksisi>diğer galaksiler>evren>varsa başka bi evren--
filan diye bi genişlet varoluşu. genişlettin mi? şimdi topla topla topla hoo0op.
işte genişlettikçe şöyle bir yol katettin. bir hücrenin hatta bir molekülün hatta bir atomun içinden elektromikroskopla zoom out yaptın en küçük yapıtaşına inemeden tabiki,
ve küçük yapıtaşlarının neyi oluşturduğunu hangi bütünün parçaları olduğunu görmeye çalıştın.bir organizmanın.
bunu din ve inançla bağdaştırmıycam. fakat benim fikrim şu.
biz canlılar dünya denen hücrenin içindeki koful,mitokondri vb. gibi parçalarının içinde denge-iletimi sağlayan bilinçsizce (bağlı olduğumuz organizmaya göre bilincimiz yok,çünkü küçücüğüz,varlığımızdan bile haberi yok) hareket eden kimyasallarız.
ve bu görevi yerine getirebilmek için bir düzen kurmuşuz.ölüyoruz ve yerimizi yeni görevliler dolduruyor. evet dünya bir hücredir ve öldüğünde bağlı olduğumuz büyük organizma bunun farkında bile olmıycak.
tabi bizler kendi dünyamızda ona göre çok küçük olduğumuz için zaman kavramımız da çok farklı.
demem o ki en son teknolojiye ulaştığımızda bile sonsuz kere zoom in sonsuz kere zoom out yapsak ,bu büyük organizmanın sırrını,büyüklüğünü ve başlangıç ve bitiş noktasını (sonsuz bize göre çünkü) bilemiycez insanoğlu olarak.
Ki bir de şöyle düşünmek lazım:
peki bizim hücresi içinde görevli olduğumuz organizmanın da arkadaşları varsa ve onun da bir dünyası,görevli olduğu daha büyük bir organizma varsa?
bizim de hücrelerimizdeki ufacık elektron ve protonların dünyasında onların da küçücük göremediğimiz dünyaları ve onları oluşturan hücreleri varsa?
görüdüğünüz gibi eksi(-) sonsuz ve artı(+) sonsuzdur varoluş.
ben bir mandalinin içindeki sulu bir pıtırcığın içindeki H2o yu oluşturan oksijenin içindeki bilinmeyenim.
Not : Bu düşünce akımının ismini bilen,dökümanı olan,fikri olan yorumlarla beri gelsin.
Nokta sonu şarkısı : Nirvana - You know you're right
Pazar, Mart 01, 2009 | | 3 Yorum
düşünce düşünce...
penayı tutan iki parmak ayrıldığında nasıl ki pena yere düşecekse ben de beyin kıvrımlarımda oluşan her türlü parlak elektriklenmeyi buraya aktararak düşüncelerimi düşürmek istiyorum.. mümkün mü? bence değil.. şaka şaka mümkün.. ama olmayabilir de..
göreceğiz..
Nokta sonu şarkısı : Placebo-Protege Moi
Pazar, Mart 01, 2009 | | 1 Yorum







